Tesetturlu bır kız alısveriş için gırmek ıstediği bir mağazanın önünde duran bayandan geçmek için müsade ister Kadın tuhaf bir şekilde kızı süzerek"tabi buyrun önden siz geçeceksinız artık" der Kız şaşkınlıkla "nasıl yani ne demek istediniz anlayamadım"der Kadın"uzulme canım zamanla anlarsın"der Kız da"zamana bırakmayalım buyrun acıklayın" der kadın"pekı canım Şöyle söyliyeyim san Artık başta sizin hükümetiniz var her istediğiniz oluyor önden siz geçeceksiniz tabı"der Kız da"bızım hukmetımız basımızda oldugu ıcın mı ben okuyamıyorum"derkadın gayet sakın"basını ac oku"der(hasbin Allah) Kızcagız gayet sakin "ben imam-hatip mezunuyum"der Kadın bunun uzerıne şoyle der"ben çapada bır doktorum ve sen asla bır doktor olamıyacaksın der"kızın yuzundekı şok ifadesini tahmin edebılısınız sanırım Kız bunu uzerine "şimdi belki ama bu devran boyle dönmeyecek der"ve kadın ordan çıkar gider2 dakıka sonra biraz ilerideki mağaza da tekrar karsılasırlarkadın aldıgı kıyafetlerle kızın yanına gelir ve der kı"zevklerimız aynı,aynı yerden gıyiniyoruz"Kız "ama görüşlerımiz cok farklı"der kadın aaa olur mu lahavle vela kuvvete bende müslümanım der) (olaya bakın sahadet getrılerek müslüman olundugunu bıle bılmiyor) Neyse ve devam eder kadın;ama siz neden böyle yapıyorsunuz der kadın kıza"kız ben ne yapıyorum kı" derkadın"ataturk böle mi istedi der"kız kadının anladıgı dılde konusmaya calısır"ataturk cahıl kalmamamızı ıstiyordu bende okumak ıstiyorum"Kadın devam eder"aç başını oku derkız sinirlenir ama belli etmez "hanım efendi bu başörtü benim dini inancım,özgürluğüm kim buna engel olabılır kı"der ve kadının kullandığı ifade aynen şu"benim eşim subay ve eşim var oldugu sürece sız aslaaa başörtüsü ile okuyamayacaksınız der ve çekip gider.
Bunu bir yerden okudum bir konu dikkatimi çok çekti sizlerle de paylaşmak istedim Aslında hepimiz oların boyle oldugunu biliyoruz ama goruyormusunuz muslumana ve tesetture olan kin ve öfkeyi Tanımadığı bir kişiden geçmek için musade isteyen bir bacımız nasıl da hor gorulup hakaretlere maruz kalıyorBu daha tek bir ornek bunun gibi her gun onlarcası yaşanıyorDüşünün ki bu doktorun tesetturlu bir çok hastası var nasıl muamele de bulunacak onlara Allah'ım senin yoluna baş koymuşlara,dinini yuceltmek için uğraşanlara yardım et Allah'ım sen her şeyi gorensin bilensin senin dinine karşı olanları hidayet nasip hidayet yoksa rezil,rusva et Onları iki cihanda zelil ve perişan eyle ...Alıntı)
Mü'min kadınlara da söyle"Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü(kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."
(0)
22/9/2009 - Kur'anı Kerim ßizden Ne İstiyor..?
Sevgili Peygamberimiz bu hadisinde, öğrenip öğretmekten maksadın, Kur’an’ın hem okunuşunun, hem de manasının öğrenilmesi olduğunu ifade etmektedir. Zira anlamadan bir şeyi ezberlemek, tam ve kâmil manada onu öğrenmek demek değildir. Yalnız Kur’an’ı yüzünden okumakla yetinmek, mana ve hükümlerini anlamaya çalışmamak doğru bir davranış olamaz. Asıl bizden istenen, ilâhî kelamın manasını anlamaya çalışmak ve Allah’ın mesajından haberdar olmaktır.
Ebû Said el-Hudrî (r.a.), Rasûlüllah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu işitmiştir: "İçinizden öyle gruplar türeyecektir ki, siz onların namazları yanında kendi namazlarınızı, oruçları yanında oruçlarınızı, amelleri yanında amellerinizi basit ve küçük göreceksiniz. Onlar Kur’an da okuyacaklardır. Fakat Kur’an’ın feyzi onların boğazlarını geçmeyecektir. Onlar okun yaydan geçtiği gibi dinden çıkacaklardır..." (Buhârî, Fadail, 35)
Bu hadisten anlaşıldığına göre, Kur’an’ı yalnız diliyle okuyup da, üzerinde düşünmeyen, manasını anlamayanlar, ondan gereği gibi yararlanamayacak, onun esprisini kavrayıp kalp ve ruhlarına yerleştiremeyeceklerdir.
4- Kur’an, ihlâsla açıklanmasını istemektedir: Kesin olarak bilinmelidir ki, Kur’an’ın öğretileriyle amel etmek ancak Kur’an’ı düşünüp manasını anladıktan, onun içerdiği nasihat ve uyarılara vakıf olduktan sonra mümkün olur. Bu da, Kur’an ayetlerinin bildirdiği hükümleri beyan edip açıklamakla gerçekleşebilir. Kur’an’ı açıklayan ilme "İlmü’t-Tefsir" denir. Kur’an, nüzûlünden günümüze kadar tefsir edilmiş, kıyamete kadar da tefsir edilecektir. Çünkü insanlar ondaki hakikatlerden ancak bu yolla istifade edebilirler. Nitekim Yüce Allah: "Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri apaçık gösterdik." (Bakara, 118) buyurmaktadır. Başka bir ayette de: "(Onları) açık deliller ve kitaplarla gönderdik, sana da bu zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar." (Nahl, 44) buyurarak, Hz. Peygamber’in Kur’an’ı insanlara açıklamasını istemektedir. Hz. Peygamber, gelen vahyi tebliğ etmesiyle, canlı ve hayatla içice kişiliğiyle Kur’an ayetlerini, hem fiiliyle (davranışlarıyla) hem de kavliyle (sözleriyle) tefsir etmekteydi. Yani o, Kur’an’ın yaşanabilir olduğunun somut örneğiydi. Nitekim Sahâbîler, Hz. Âişe validemize Rasûlüllah’ın ahlâkı nasıldı? diye sorduklarında; Hz. Âişe: "Siz Kur’an okumuyor musunuz? Rasûlüllah’ın ahlâkı Kur’an’ın kendisiydi." (Müslim, Müsâfirîn, 139) buyurmuştur.
5- Kur’an, ibret alınıp, hayatta tatbik edilmesini istemektedir: "(Bu Kur’an), çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, ayetlerini düşünsünler ve akl-ı selim sahipleri öğüt alsınlar." (Sa’d, 29) Bu ayette de belirtildiği gibi, Kur’an, ayetlerinin düşünülmesini, içerdiği hakikatlerden ibret alınmasını ve hayatta tatbik edilmesini istemektedir.
Kur’an, getirdiği genel prensipler, anlattığı tarihî olaylar ve kıssalar ile içerdiği hükümlerin hepsi, insanı, dünya ve ahirette saadete götürebilecek niteliktedirler. Onu anlamadan hayata geçirmek, üzerinde düşünmeden ibret ve dersler almak, fikir plânında incelemeden hikmetlerinden yararlanmak mümkün değildir.
Kur’an'a tam olarak uymanın ve gösterdiği yoldan gidebilmenin en önemli şartı, onu doğru olarak okuyup ruhunu, özünü kavramakla mümkündür. Kur’an'ı anlamadan yaşamak veya yaşamaksızın okumak, her ikisi de Kur’an'a karşı saygısızlıktır. Bu yüzden Kur’an'ın, mutlaka anlaşılacak biçimde okunması gereklidir. Bunun için de kişi, öncelikle okuduğunu anlamaya engel sayılabilecek hâl ve durumlardan, kurtulmalıdır. yükle